Yazdıklarımı temize geçirmem gerek dedi içinden. Oldum olası kötüydü yazısı. İlkokulda da az dayak yememişti öğretmeninden. Sonunda o da onun gibi öğretmen olmuştu ama bir gün düzeltirsin nasıl olsa diyenlerin hepsi yanılmıştı. Masanın üstünde dağınık kitaplar özensiz koyulmuş iki çerçeve ve içinde artık hiç bir duyguyu canlandırmayan iki resim. Muhtemelen kaldırmaya üşendiğinden kalmıştı orada. Şimdi toplamaya kalksam yarın yine dağılacak boşver dedi.
Bi sigara çıkardı bu aralar haddinden fazla öksürdüğünü ve artık azaltması gerektiğini düşünerek. Çakmaklar sanki kaybolmak için yapılmış şeylerdi onun için. Evin her köşesinde bir çakmak çıkıyordu nasılsa dert değildi, yastığının altında, koltuğun arasında -ki nasıl olur da hep oraya düşer o- , televizyon sehpasında ve hiçbir yerde bulamazsa masanın üstünde duran kutunun içinde. Muhtemelen ölümünün sigaradan olacağını düşünüp yaktı çakmağı. Bir dalın alev alması o cızırtı ah o ilk nefes. Evin heryerine sinmiş de olsa bu koku telaş yapmıyordu nasıl olsa burda da bir kaç sene yaşayıp başka bir yere geçecekti. Nasıl olsa misafirleri de bu durumu dert edecek insanlar değillerdi.
Televizyon hep açık olmalıydı ama sesi kısık. Bu yalnızlığı unutturuyordu ona. Hem radyo gibi aniden çıkacak rezil bir şarkıyı değiştirmesi için kalkıp yeni bir kanal aramaya gerek yoktu hem de dalıp gittiği zamanlarda onu kendine getirecek haberlere dikkat kesilebiliyordu iyi geliyordu. Evin bi odasını neredeyse hiç kullanmamıştı. Bi yatak vardı ama kim bilir kaç kişi yatmıştı üstünde. Bu yalnızlığın alan daraltmayla geçeceği yoktu ama kapısı genelde kapalı dururdu.
Kalktı masadan dolaba doğru yöneldi. Hep hazır yemeklerden oluşan dolaba baktı. Yarı açık sosis kutusu, sulanmış biraz yoğurt, ton balığı ve meyve yemem kendime bakmam lazım düşüncesiyle alınmış bi poşet elma. Ne olacak bu hal diye defalarca geçirmişti içinden artık bunun için fazladan can sıkıntısına ihtiyaç yoktu. Daha fazla düşünmeden bi elma aldı ve kapattı kapağını.
İnsan ne kadar yalnız da olsa telefonuna bakmaktan vazgeçmiyor. Eline alıp baktı yine. Bir iki bildirim bir iki banka mesajı dışdışında hiçbirşey yoktu. Zaten araması gereken kişi aramamışsa diğerleri çerez gibi geliyordu insana. Saat 2ye yaklaşmıştı ama uyku onun hayat rutinlerinde sonlarda sayılırdı. Her sabah yine uyandım allah kahretsin dese de içinden günün ortalarına doğru zamanın hızlı geçmesine sevinip akşamı ediyordu. Akşamsa bir gün daha bitti deyip aklına gelirse hali de varsa abdest alıp namaz kılıyordu.
Darmadağın olacak kocaman bir hayatın ilk belirtileriydi bunlar. Devamı mı? Sonra.
0 yorum:
Yorum Gönder