23 Mayıs 2015 Cumartesi

Büyük Adamların Samsun İçtikleri Sene

Ben tedbirsizdim. Ortalık tekin, kafi miktar dere sesi.Çok üşüdüm bilsen ayakta duramadım zaman zaman. Ben hep tedbirsizdim her an gelebilirdin, aklıma. Bu öyle bir çatışma ki kafamdaki iyi huylu tümörlerle onlara barınacak yer vermek istemeyen beyin hücrelerim arasında. Sahi iyi huylu tümörü de yaratmış yaradan, yaradandan ötürü sevelim diye. Anladım beceremiyorum.

Bi sigara yakıp gücüme gidiyorum. Gücüm de kalmamış ellerim titriyor, başım dönüyor. Yatağa bırakmak istiyorum kendimi duvara fırlatılmış harç gibi yapışkan bir edayla. Öcüme gidiyorum. Giderken korkuyorum ya öcü derse biri, ya öcümü almaya giderken yaparsa bunu diye. Neyse yürüyorum. Bu ben değilim diye düşünürken bu sen değilsin demeye çalışıyor insanlar imalı sözlerle.
Yahu bu ben değilim. Hu Allah. Bismillah.

150 lirayla düğün yapmış Salim Abi geliyor dükkana. Büyük adamdı Salim Abi. Bu Samsun sigarasını  büyük adamların içtiği seneydi. Ev sahibi Nedim bey, Metro şöförü Muhammer Amca. Samsun sigarasını büyük adamlar içe dursun, dükkana Yeni Bahar almaya gelen çoluğunun çocuğunun rızkını sigaraya yatırasıcalar vardı bir de. Bakkalın veresiye defterine bile girecek rütbeye sahip değillerdi. Bi gün ortadan kaybolsa biri, 3 gün dönmese anlaşılmazdı eksikliği. İşte Salim Abi onlardan biri ama denkleri gibi değil, büyük düşünüyor ve "Samsun ver" diyordu bana. Babam tezgahın arkasından "150 Milyona düğün yaptı bu adam, bu adamın elini öp sigarayı öyle ver." diye takılıyordu ona her seferinde. Gallagher Ailesinin reisi gibi bir hayat görüşü vardı. Gallagher'lardan biraz daha insaflı olacak ki düğün yapıyordu.Hem de 150! Milyona.

4 oğlu 2 kızı vardı. Bir de nereden geldiği belli olmayan bi küçük kız. Mahalede dedikodu üstü bir mevkiye sahip belada bir adamdı bu Salim Abi. Gece vakti sarhoş nidalarıyla çok cam kırmışlığı çok araba çizmişliği vardı. Kimse dillendirmiyordu bu küçük kız meselesini aman bize de musallat olmasın diye. Ve dillendirilmediği zamanlarda kendi kendini hırpalıyor sadece. Bodrum katta depodan dönme bir evde yaşıyorlardı. Bir defasında sel olduğunda paçalarını yukarı çekip leğenle su boşalttığını hatırlıyorum hayal meyal. Bu büyük adamlar hep ellerine almadan ağızlarında bitiriyorlar sigarayı. Ben de ne takıldıysam buna. Yanmıyor demek ki genizleri, benim canım tatlı.

Bi gün dükkana uğramıyor Salim Abi. Sokaktan da geçmiyor, hatta eve de uğramıyor. Kimse merak etmiyor tabi. Karısı dahil hiç kimse. Nereye gitmiş olabilir ki? Ne yapmış olabilir ki? Hiç işte. Öyle omuz silkici bi hiç bu. Bi yere gitmez, karı kıza ilişmez, canını sıkan olmadıkça ya da çok güzel değilse kafası araba bile çizmez, karısını bile dövmez. Akşam olunca karısı geliyor dükkana. Hala gelmediğini söylüyor Salim Abi'nin. Haberi var mı yok mu diye babama soruyor, Babam da telaşını belli etmeden içini rahatlatıp gönderiyor yengeyi. Cayırtılı seslerine hiç aldırış etmeden bir çekişte kilide oturtuyor kepenkleri, üst kattan sövebilecekleri endişesi taşımadan. Sen eve git diyor bana. Gidiyorum.

Babam da o gece gelmiyor eve. Annem merakla tekrar tekrar anlattırıyor gün içinde olanları ama nereye gittiğine dair bir ipucuna rastlayamıyor babamın. "Partiden arkadaşlarıyladır belki" diyerek ortak bir iç rahatlatma çıkarımında mutabık kalıyor ve kafamızı yastığa koyuyoruz diğer gecelerden daha geç bi saatte. Gece kapının sesine uyanıyorum. Babamın geldiği aşikar. O saatlerde yatağımdan kalkıp ne oldu baba diye soracak yaşta değilim, uyumaya devam ediyorum ben de.

Ertesi gün dükkana indiğimde Salim Abi'nin evinin önündeki kalabalığa kilitleniyorum. "Yoksa?"
Bi koşu dükkana girip babama soruyorum olanları. "Salim Abin ölmüş oğlum" diyor babam pek fazla duygu barındırmayan ama can sıkıntısını derinden hissettiren bir ses tonuyla. Cesedi bulunmuş sahildeki kayalıklarda. Boğazı kesilmiş, kimin yaptığı belli değil. Neden yaptığı hiç değil. Öyle pisi pisine. Yakınlarındaki bi şarap şişesiyle,cebinde Samsun paketiyle, ölmüş Salim Abi.

Bi kaç aya kalmadı taşındılar mahalleden. Çocukları işe girdi, kızları evlendi. O küçük kızın akıbetini öğrenemeden babam da kapattı dükkanı, inzivaya çekildi. Yeni dükkanlar açıldı o sokağa. Yeni kiracılar, yeni çaycının çırağı. Bir kaç aya kalmadı, unutulup gitti bu mesele.

Büyük adamdı Salim Abi. Büyük adamların Samsun içtikleri seneydi.

0 yorum:

Yorum Gönder