19 Ocak 2016 Salı

Boşluk

Bir boşluğun içini kazdım ben yokluğunda.
Önce yokluk.

Bu menekşe kokan arayışların, bu kimseye anlatmaya dilimin varmayacağı rüyaların bir anlamı olmalı diyorum kendime. Sen onlarca yıllık yokluğunla kim olduğunu söylemedin bana. Hiç görünmedin. Nasıl bu kadar emin olur bir hiçlikten bilmiyorum. Belki hayallerimi benden beklenilenlere göre kursam çoktan çocuklarımız olurdu diyorum... Ne kadar salmışsak biz, o kadar güzeldik.

Bir boşluğun içine düştüm ben yokluğunda
Sonra boşluk.

Bu boşluğun iç hacmi tam kafama göre.  Şöyle kenarlarından biraz daha alsana usta geniş yatıyorum. Ne zamanki vazgeçerim geceler dışında bulduğum her yerde ve zamanda istediğim kadar uyuyabilme huyumdan, o zaman gelirsin bir daha bakarız. Bir boşluğun içine düştüm ben güç de olsa kabullendik. Ne kadar yayılmışsak biz, o kadar güzeldik.

Bir boşluğun içine daldım yokluğunda
Sonra daldık.

Allahım kelimelerim mi tükendi? Benim mi yoksa bu kekeleyen çene? Ölümüm nasıl olacak? Ya da hangi hastalık vuracak hangi organıma? Ben zaten mideme hiç dikkat etmedim belliydi oradan çıkacağı. Belliydi içtiğim bu sigaraların akciğerlerimi fabrika bacası yapacağı. Bak yine daldım uyandırmadın kapıldım gidiyorum. Ve bu boşluğun içinde ara ara seninle konuşuyorum... Ne kadar dalgınsak biz o kadar güzeldik.

Bir boşluğun içinde kalıyorum yokluğunda.
Hala devam.

Sana ve senden çok insana ait ne kadar beklenti varsa çıkardım hayatımdan. Olduğum yerde durmadım ama yıldım. Yıkılmadım ama uçmayı bırakıp ayaklarımı yere bastım. Yokluğunun varlığını bile tartışacak yüzbinlerce insan varken beklentisiz beklemeyi öğrettin bana.
Ne kadar kalmışsak biz, o kadar güzeldik.




0 yorum:

Yorum Gönder